Haberler
Yaşlanma ve Estetik Dolgu

Yaşlanma ve Estetik Dolgu

Bayek Cerrahi ve Tıp Merkezi
Plastik Cerrahi Uzmanı
Opr. Dr. Oygar Aytekin

YAŞLANMA

İnsan vücudu, kaçınılmaz olarak zamanın etkilerine maruz kalmaktadır. Elbette ki artı hanesine yazabileceğimiz etkiler mevcuttur. Ancak maalesef çoğunluğu, eksi hanesine kaydedilecek etkiler oluşturmaktadır.

Tanımlayacak olursak; “Yaşlanma”, zamanın vücutta meydana

getirdiği -geri dönüşü olmayan- değişikliklerdir.

Az önce bahsettiğimiz, olumsuz etkilerden biri, yaşlanmayla doğrudan ilgili olan “madde kaybı”dır. Vücut, yaşlandıkça, kendisini oluşturan maddelerin azalmasıyla karşı karşıyadır ve bunları yerine koyması mümkün değildir. Bu değişikliği gözümüzle görmemiz mümkün değildir. Dolaylı olarak fark ettiğimizde de geç kalınmış olunur.

Zamanın diğer olumsuz etkilerinden biri de, gün boyu giyilen bir gömlekte olduğu gibi, vücudumuzu saran cildimizdeki hareketliliğin bıraktığı izler, yani kırışıklıklardır. Kırışıklıklar, yüzümüzde özellikle meydana gelirler. Bunun sebebi, yüzümüzün çok hareketli olması ve sürekli olarak zararlı çevresel etkenlere, en önemlisi güneşe, yani morötesi ışınlara maruz kalmasıdır. Şaşırdığımızda, sevindiğimizde veya üzüldüğümüzde, duygularımız hep yüzümüze yansır. Fazla ışıkta gözlerimizi kıstığımızda ya da gökyüzüne baktığımızda hatta yemek yediğimizde, yüzümüzü oluşturan cilt, sayısız şekiller alır. Bunların sonucunda da kırışıklıkların oluşması kaçınılmazdır. İşin kötüsü, bu etkinin fark edilmemesi imkansızdır.

Zamanın dolaylı etkileri de vardır. Geçirilmiş kaza ve hastalıkların bıraktığı izler gibi. Bir ameliyat bölgesindeki çökük yara izi veya sivilcelerin geride bıraktığı çukurlar bunlara örnektir.

Sonuç olarak, “Zaman”, zaman içinde yolculuk eden bizlerde “Yaşlanma” dediğimiz etkiyi bırakır. Yaşlanmanın karşıtı ise “Gençlik” olduğuna göre, yaşlanmaya karşı yapılan her girişim, gençliğe yöneliktir!

GENÇLİK AŞISI: DOLGU

Kaybedilmiş maddeleri yerine koymak, yaşlanmanın en büyük belirtisi olan kırışıklıkları yok etmek, zamanla edinilmiş izleri ortadan kaldırmak, yaşlanmaya karşı, yani gençleşmek için yapılan işlemlerdir; “GENÇLEŞME”dir

Çökmüş olan elmacık kemiklerimizi incelmiş dudaklarınızı tekrar eski güzel haline getirmek, derinleşmiş burun-dudak çizgisini gençlik yıllarındaki durumuna döndürmek, kaşlar arası kırışıklıkları gidermek, sivilce çukurlarını doldurmak, yara izlerini düzeltmek ve hatta göğüs, popo ve bacakları dolgun ve çekici bir görünüme kavuşturmak dolgu ile yapabileceğimiz girişimlerden bazılarıdır.

Bütün bu saydığımız işlemler, bizi görsel yaşlılık çizelgesinde geriye, yani gençlik tarafına doğru götürecektir, diğer bir deyişle gençleştirecektir. Dolayısıyla, bizi gençleştiren dolgular, “Gençlik Aşısı” adını almayı hak etmektedirler.

DOLGULAR

Kullanıma sunulmuş çeşitli dolgu maddeleri bulunmaktadır. Bunlar Hyaluronik asit, Kollajen gibi biyolojik maddeler olabileceği gibi akrilat türevi sentetik malzemeler de olabilir.

Bizim kliniklerimizde halihazırda Hyaluronik asit içeren dolgular kullanmaktayız.

Hyaluronik asit, uzun yıllardan beri güvenilirliğini kanıtlamış bir maddedir. En önemli özelliği, vücudun yapısında zaten var olmasıdır. Hyaluronik asit, vücudun eşitli elemanlarını birbirine bağlayan ve destek yapısını oluşturan “bağ dokusu” dediğimiz birimin özellikle hücre dışı kısmında bulunan, yüksek molekül ağırlıklı, negatif yüklü bir polisakkarittir, yani bir tür şekerdir. Gözün iç sıvısında, kıkırdakta, eklem sıvısında, dermis ve epidermisde yer almaktadır. Diğer doğal ve sentetik polimerlere göre çok daha fazla su tutma kapasitesine sahiptir. Hyalüronik asit, dokuların hidrasyonu ve nemlenmesinde, dokulardan madde geçişinde, hücrelerin hareketinde ve farklılaşmasında önemli rol oynamaktadır. Ayrıca Hyaluronik asitin yara iyileşmesinde olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir.

Hyaluronik asit ile dolgu uygulaması yapıldığı zaman, yaşlanma sürecinde kaybedilmiş olan madde yerine geri konduğu için doğrudan gençleşme etkisi olduğu gibi, hacim azalmasına bağlı görsel gençleşme de sağlanır.

Hyaluronik asit, su tutucu özelliği sayesinde de cildi içten nemlendiren bir etkiye sahiptir diyebiliriz. Enjekte edildiği bölgede su tutarak, hidrasyonu sağlar ve daha sağlıklı bir görünüm kazandırır.

Hyaluronik asit, Kollajen gibi biyolojik olmakla birlikte, bir polisakkarit, yani şeker yapısında olması sebebiyle, bir protein olan Kollajen'den farklıdır. Zaten vücutta doğal olarak bulunan bir madde olması ve protein değil de şeker yapısında olduğundan allerjik reaksiyon oluşturma olasılığı neredeyse yoktur.

Hyaluronik asit, plastik cerrahiden başka ortopedi, romatoloji, oftalmolojide de başarı ile kullanılmaktadır.



Başa Dön
0212 279 60 60
Bayındır Hastanesi Söğütözü
Bayındır Hastanesi Kavaklıdere
Bayındır Hastanesi İçerenköy
Bayındır Tıp Merkezi
Bayındır Diş Klinikleri
Tıp Sözlüğü
A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U Ü V Y Z
X Q W